Sep 25
  • 0
News image

İNSANLIK ONURUNA İHA

Salı, 13 Mart 2012

  Alevi toplum...

Devam Oku
News image

Dünya ve Kadınlar

Pazartesi, 5 Mart 2012

  Değerli okur...

Devam Oku
News image

Kokuşmuşluğun aktuel

Pazar, 4 Mart 2012

  Toplumumuzda...

Devam Oku
News image

Daha iyi bir Türkiye

Pazar, 4 Mart 2012

  Türkiye Cumh...

Devam Oku
News image

Türk – Fransız Dostl

Pazar, 4 Mart 2012

  2011 yılını ...

Devam Oku
News image

Okyanustan Bir Damla

Pazar, 4 Mart 2012

  Okyanustan b...

Devam Oku
News image

2012 de İnsanlık ve

Cuma, 2 Mart 2012

  Dünyanın uyd...

Devam Oku
News image

Nusayrlik hakkında e

Cuma, 2 Mart 2012

  Hüseyin Şimş...

Devam Oku
News image

Fetullah Gülen. ( Nu

Cuma, 2 Mart 2012

  Türkiye bu i...

Devam Oku
News image

CHP VS. CHP

Cuma, 2 Mart 2012

Bir Parti düşünün k...

Devam Oku
News image

Bu Cinayetler Toplum

Perşembe, 17 Kasım 2011

Göçmen asıllı iş ve...

Devam Oku
News image

Uzun bir aradan Sonr

Pazartesi, 7 Kasım 2011

Uzun bir aradan Son...

Devam Oku
News image

Öz Eleştiri

Pazartesi, 1 Ağustos 2011

     ...

Devam Oku
News image

Yılan yaşasın mı?

Cumartesi, 16 Temmuz 2011

 Anadoluda muht...

Devam Oku
News image

Seçim sonuçlarına Av

Pazar, 10 Temmuz 2011

Seçim öncesi televiz...

Devam Oku
News image

Anadoluda sözünü tut

Çarşamba, 15 Haziran 2011

12 Haziran 2011 Tür...

Devam Oku
News image

Türkiyede seçim ve A

Salı, 10 Mayıs 2011

12 haziran 2011 seç...

Devam Oku
News image

Yeşiller ve Türkiyel

Perşembe, 28 Nisan 2011

Kökleri 70 li yılla...

Devam Oku
Öz Eleştiri

 

 

           Öz Eleştiri

 

 

 

    

 

Bugüne kadar yazılarımı takip eden ve şahsen beni tanıyanlar siyasi tercihimi ve CHP ye yakınlığımı muhakak         anlamışlardır ve biliyorlardır. Bugün CHP ve şahsım arasındaki ilişkiden bahsetmek istiyorum.

CHP yi Bülent Ecevit'le sevmeyi öğrenen kuşaktanım. 1975 yıllarında ilkolkula giderken karaoğlanın 6 okuyla tanıştım tam anlamamıştm ama en azından Karaoğlanın arması olduğunu biliyordum sanki şovalyeleri birbirinden ayıran armalar gibi, çünkü benim hayalimde O, bir kahramandı . Hatta Atatürkle tanıştıştığım süreçe denk gelen bu dönemde Atatürkle, Karaoğlanı aynı kişi zannederdim.1977 yılında bunu böyle olmadığını Ecevitin Türkiye'nin yeni umudu Atatürkün ise Türkiyenin ruhu olduğunu düşünüyordum. Tanıdığım herkes Ecevit'i seviyordu, bunun sebebi sosyal demokrat bir çevreden gelmemden olsa gerek. Rahmetlik dedem nişeci Mehmet Teksif sendikası Tarsus şubesinin önde gelenlerindendi, Emekçi haklarını ve mücadelesinin özünü ondan öğrenmiştim.Siyaset kelimesi ile tanışmam 1979 yılında hergün gazete almaya gittiğimde her gazetenin başlığında Ecevit, Demirel yada polisin copladığı kalabalıkları görmemle ve bir şeylerin doğru gitmediğini farketmemle başlamıştı. O dönemlerde yaz tatilerinde Tarsus'a geldiğimde tarama sesleri ve taranmış kahvelerde ölen insanlarımızın haberleriyle karşılaştım, kurtarılmış bölge lafını Tarsus'ta duydum, sağ sol davasının en hararetli bölgelerindendi Tarsus.

Ailemin içinde tek en küçük dayım sol haraketin içindeydi, sanırım bir kaç lastik yakmanında ötesine gitmemişti dayım, ama benim gözümde küçük bir kahramandı.

Sonra Askeri yönetim gelmiş ve akabinde sokağa çıkma yasakları. Ve zamanında Tarsus un en yüksek binası olan borsa sarayının en üst katında işkenceler olduğunu fısıldıyordu insancıklar , O zamanlar adaleti ve adeletsizliği kavramaya başladım. O zamanın devlet yöneticilerinin zavallılığını kavradım. Atatürkle sevdiğim asker, Cunta ile korktuğum bir kurumdu gözümde.

Sonrasında Turgut Özal diye bir Fenomen çıktı sahneye, bu gün geriye baktığımda Türk siyaset dünyasının Atatürkten sonraki en vizyonist ve ileri görüşlü insanıydı bence, Ama ben Anavatanın siyasi duruşunu hiç benimseyemedim çocukluğumda ve gençliğimde çünkü karaoğlanın CHP sine gönül vermiştim, Aşk işte, rasyonalizmin bittiği yer. O güzel adam sevdirmişti bana CHP yi, bence gerçek sakin güçtü O, duruşunda bir asalet, dürüstlük vardı ve ben çocuk gözümle seçebiliyordum bunu milyonlarca yurtdaşım gibi. Halk Eceviti boşuna sevmemişti, Emek ve liyakatın dürüstlük ve samimiyetle buluştuğu bir fenomendi Bülent Ecevit. Ve ben çocukken CHP ye aşık oldum onun kişiliğinde.Bülent Ecevit benim sosyal demokrat olmamdaki gerçek sebeptir, çünkü O benim Kahramanımdı ve halen benim kahramanım. Bugün geriye dönüp baktığımda Bülent Ecevitin dünyanın en iyi siyaset adamlar katagorisine alınamayacağını gördüğüm halde, son dönemlerde verdiği bir çok kararı ve tutumu desteklemediğim halde, Onun Anadolu solunun gerçek soldan uzakta olduğunu bildiğim halde, siyasi pratiklerinde kendine yakışmayacak bazı uygulamaları olduğunu farkettiğim halde O benim Kahramanım Karaoğlan Nur içinde yat.

Bülen Ecevit hakkın rahmetine yürüdü, Ya CHP ? benim aşkıma ne oldu?

Cunta dan sonra kapatılan CHP yıllarca kapalı kaldı. Onun yokluğunda SHP yi izledik, Ecevit in DSP sini, ama insan babasının ikinci eşini anası gibi sevebilirmi ? Olmadı Kahramanımı değil aşkımı, CHP yi şeçtim.

1994 yılında Deniz Baykalın CHP si kuruldu, gerçekten seven aşkını unuturmu kaldığımız yerden devam ettik. Ama sanki O aşkta bir eksiklik vardı, birşeyler tam oturmuyurdu içimde. Deniz Baykal'ı beğeniyordum ama bir türlü kahramanım olmayı başaramamıştı kendisi. CHP ile olan karşılksız ama geçek aşkımda bir sorgulama başladı içimde, sonra okudukça ve sosyal demokrasiyi derinden anlamaya başladıkça asıl aşık olduğumun aslında bir parti değil bir duruş olduğunu, emek , eşitilik , özgürlük, dayanışma, adalet ve halk olduğunu kavradım, demokrasinin ve temel hak ve özgürlüklerin var olabilmesi için sosyal demokrasinin asil bir duruş olduğunu ve benim çocukken merhum Bülen Ecevit te bu duruşu sezdiğimi anladım.

Bülent Ecevit te ben bunu gördüm, O, gerçekten böylemiydi bunun benim için önemi yok. Daha önceki bir yazımda mitlerden bahsetmiştim O yazım okuyanlar beni daha iyi anlıyacaktır.

Sosyal demokrat damarımı keşf ederek gerçek aşık olduğumun bir parti değil, bir duruş, ideoloji, ve bu ideolojinin yarattığı yol ve hedef olduğunu anladım.

İşte O keşf başka bir keşfi getirdi beraberinde eleştirisel düşünce ve tavırdı bunun adı.

Deniz Baykal ve kadrolarının buna tahamülü yoktu zaten, eleştirmek mümkün değildi, hatta çok düşünene bile tahamülleri yoktu, yüzlerce sosyal demokrat parti dışına itildi, liyakat para etmiyordu, sadakat en güçlü silahtı son yıllarda CHP de. CHP yi tanıyanlar bunların hepsini biliyor zaten tekrara gerek yok, ama genede Deniz Baykal ın dolayısıyla CHP nin bir duruşu vardı, uzaktan sevmekten öteye gitmeyen bir ilişkiydi CHP ile benim aramdaki, fazlasınada gayret etmedim açıkcası. Deniz Baykal dahil tüm kafa adamları tanıyordum ama aralarında arkasından gitmeye layık adam göremiyordum birisi hariç, O da neyazıkki 5 sene evvel CHP den ihraç edilmişti ve bir süre sonra karşı kampa geçmişti. Birde tanıdık bir şahıs CHP ye kapak atmış Deniz Baykal ın yakınına konuşlanmış tanıdığı hiç kimseyi CHP nin içine almamak adına sanki yemin etmiş bir tavırla Deniz beyi ve diğer kafa adamları yakın markaja almıştı. Uzaktan eleştirisel ama yapıcı tavrı elden bırakmadan aşkımı yaşamaya devam ettim.

Kaset şantajı ile büyük bir operasyonun kurbanı edilen Deniz Baykal ve kadrolarının saf dışı brakıldığını izledim herkes gibi haftalarca. Yaşadığım Münih kentinde organizesinin içinde bulunduğu bir toplantıya katılan Kemal Kılıçdaroğluyla tanışana kadar bende Kemal Beyin CHP nin yeni lideri olmasını arzuluyordum, hatta Deniz beyin CHP genel başkanı kalması gerktiğini Kemal beyinde Başbakan adayı yapılarak Avrupa Sosyal demokratları gibi bir tavır geliştirmelerinin daha uygun olacağını hayalliyordum.

Toplantı öncesi CHP genel Başkan yardımcısı Onur Öymen tarihi bir gaf yapmış, Tuncelilerin tepkisini çekmişti, konuşmasının bir bölümünde Onur beyi alkışladı diye Kemal beye tavır almışlar ve O toplantıda da protesto etmişlerdi, Orada Kemal beyin tavrın gördüm, nefes alışını hissettim, çok düzgün ve dürüst bir adam olduğunu ama cesareti olmadığını farkettim ve bu adam CHP nin genel başkanı olmaya adaydı. Sayfamdaki CHP ve Kemal Kılıçdaroğluyla alakalı diğer yazılarmı okursanız satır aralarında bu kaygımı bulacaksınız.

Tarihinde hiçbir genel başkanın almadığı oyla genel başkan seçilen Kemal bey CHP tarihinin en başarısız genel başkanı olma yolunda devam ediyor, bu sözlerimi erken ve haddini aşan sözler olarak görecek okurlar olabilir ama zaman gerçekleri gösterecektir.

Son 5 senedir CHP yi iyice analiz etmeye ve gözümü kör etmiş rasyonel düşünmemi engellemiş karşılıksız aşkımı iyice gözden geçirmeye çalıştım. Yukarıda yazdığım gibi aslında benim aşkımın orada olmadığını CHP nin sosyal demokrasiyle hiç bir alakası kalmadığını hatta parti içinde demokrasi diye bir şeyin olmadığını gördüm. Önder Sav zamanında böyleydi, Gürsel Tekin zamanında dahada kötüsü.

Bu yazımda CHP nin neleri yanlış yaptığını uzun uzun yazmak istemiyorum diğer yazılarımda yeterince var, Ergenekon davası ile alakalı kararlar, verilen sözlerin yerine getirilmemesi, çarşaf liste, önseçim, tabanının iradesinin yukarıya yansıtlması, sağ siyasetin tartışmalı şahıslarnın milletvekili yapılması, parti içi demokrasinin daha kötüye gitmesi, ne olduğu belli olmayan tutarsız şahıslarn partide söz sahibi edilmesi, yemin krizi gibi kimin karar verdiğini kimsenin bilmediği Tutarsız genel siyasi kararlar gibi bir çok örnek verebiliriz.

Ama beni üzen en büyük sebeblerden birisi CHP lilerin birbirine düşmanca tavırları ve İnsani ilişkilerin en zayıf noktaya geldiği bir süreç. Kimse kimseye güvenmiyor,idealizm diye bir şey kalmamış, çalışmak büyük bir bölümünün ajandasında bile yok. Konuşarak dünyayı kurtaracaklarnı zannediyorlar, büyük bir bölümü rant peşinde, zaten çok az olan kaynaklar için birbirlerini yiyorlar, CHP li gençlerin umutları kırık yaptıları hiç bir emeğin değer gördüğü yok.Gençliği ve teşkilatı iyi yürümeyen bir parti nasıl iktidar olur? Hadi bunuda geçtik, temel ideolojik yapısına ihanet eden bir duruş ne diye adlandırlmalıdır. Tutarsız ve içi boş korkularla ve kavgayla yapılan siyaset nereye konulmalıdır.

Biz CHP içinde iktidar kavgaları yaparken birileri Türkiyeyi eline aldı ve bizim hayallerimizi gerçekleştiriyorlar, hayalleri ellerinden alınmış çocuklar gibi sızlanmayı ve kavgayı bırakmaya niyetleri olmayanlar ülkenin gelişmesine katkıda bulumayan ve sadece konuşanlar en geç sandıklarda karşılığını alacaklar.

Gelelim özeleştiriye

Ben Karaoğlanın CHP sini bu ülkeye verdiği umutdan dolayı sevdim, CHP bana artık umut vermiyor, aşk insanın gözünü kör ediyor, arkadaşlar asıl bu ülkeye umut veren gerçek kahramanı görmemekte inat ediyoruz. Türkiyenin yarısı kahramanını seçti, biz ise korku siyaseti ile bu ülkenin gelmiş geçmiş en güçlü liderine haksızlk ediyoruz, anadoluda Adam gibi adam tabirine yakışan bir lideri vatan haini bile yapacak kadar hakaretler ettik, oysa daha 10 sene evveline kadar üçüncü sınıf ülke gibi tavır yaşayan Türkiye , şu anda tüm dünyada daha itibarlı, Ülkede insanlar daha rahat yaşıyorlar, ülkemizde fakirlerin çok fazla olduğu kesin ama bu hep var olan bir olguydu, bugün Türkiyeliler 3 üncü kez Ak partiyi seçmekle memnuniyetlerini dile getirdiler, herkesi memnun etmek imkansız tabiiki memnun olamamış insanlar olacaktır ama Türkiyenin nereden nereye geldiğine bakmak gerekir. Dünyada en zengin ülkeler bile astronomik borçlara sahiptir Federal Almanyanın borcu 1000 milyar Euro yu geçmektedir, ABD ve 5 AB ülkesi iflasın eşiğindedir, korku siyaseti ile bir yere gelinememektedir bunun en bariz örneği 12 haziran seçimleridir.

Recep Tayyip Erdoğan ve Ak parti sosyal demokratların hayallerini gerçekleştirmektedir, kokuşmuş bir ülkenin düzene girmesi basit siyasi bir olay değildir, zaman ve emek ister her şeyden öncede cesaret ister, bunların hiç birisi neyazıkki Kemal Kılçdaroğlu nda ve CHP de yeterince yok.

Türkiyenin yeni gerçek bir sosyal demokrat partiye ihtiyacı var. Ve Türkiyede daha ne Karaoğlanlar var, Sosyal demokratlar kendilerine güvenerek yola çıkmalı, bir dahaki seçimleri değil daha ileriye yönelik hazırlıklar yapmalı,

Bu günlük bu kadar

Cihan Sendan 29.07.2011