Sep 20
Ali Alevi değildi, Atatürk Kemalist değildi, İsa Hristiyan değildi. PDF Yazdır ePosta

img1

Tarihin özel sayfalarında yer alan özel insanlar herzaman vardı ve  toplumlar bu özel insanlar için sürekli mitler yarattılar. Kendi hayalleriyle süslediler ve  farkında olmadan gelecek kuşaklara sorunlar yaratacak mitler varettiler. Hakikat genelde hep farklı olmuştur. Hele asker ve siyaset adamlarının hayatlarıda  fena çarpıtılmıştır, doğru olmayan ve ve doğru olması mümkün olmayan detaylarla doludur  hayatları. Genelde hep başkaları tarafından kaleme alınmıştır bu hayatlar ve yazarın duygularıyla süslüdür tüm bu hikayeler.

Televizyondan takip edilen film yıldızları yada futbolcular canlı görüldüğünde ‘aa’ nekadar küçük, adam kadar boyu varmış derler.İnsanlar herşeyi gözünde büyütmüştür tarihler boyunca. İnsanlığa rehber olmuş aydın insanlara Peygamber denilmiş hatta tanrılaştırılmıştır  tüm tarih boyunca. Oysa bu aydınlık insanlarında insan gibi insan olduğunu, kendi iç dünyalarında savaşlar verdiklerini, sevdiklerini ve sevilmek istediklerini, içlerindeki korkularını ve iç güdülerini  hiç hesaba katmadan ululaştırmışız tüm özel insanları . Aydınlanmış, çiçeklenmiş bu özel rehberlerin bize aydınlık makamına giden birer kapı olduklarını ve bizim ancak bu kapıdan geçerek  sözle ve yazıyla bize iletilenleri kendimiz tecrübe ederek anlayarak hazmedeceğimiz gerçeğini anlamamız gerekmektedir aslında. Ama ancak yazdıklarını tecrübe etmiş insanların sözüne inanmamız gerekmektedir ,rehberleri mitleştirenlerin değil, onların ayak izlerine basanlara değil, burada onları anlayan ve aydınlanmış insanlara inanmanın önemini vurgulamak istiyorum.

Ali yi anlatanların ve onu sevenlerin onun anlaması ve tecrübe etmesi gibi ‘eline, beline, diline’ sahip olamayanların Aliyi anlayamayacakları gibi, İsa nın tanrıya baba demesinin arkasında çıkartılan anlam gibi. Herkes herşeyi istediği gibi algılamak ve tatbik etmek hakkına sahiptir, hiçkimsenin başkasına kısıtlama getirme hakkı yoktur tabiiki. Ama bu başka insanlarında  gerçekleri arama hakkına engel olmama durumunuda beraberinde getirmelidir. İnsanlar kendilerine ve inançlarına bekledikleri saygı ve anlayışı, farklı düşünenlere ve inançlarada kendileri göstermelidirler.

Türkiyede Mustafa Kemal Atatürk ve Türk bayrağı çevresinde yaratılmak istenen Türk ulusunun gereği Atatürk mitleştrilmiştir. Yıllarca ululaştırılmış olan ulu önder lakaplı Atatürk, dokunulmaz kavuşulmaz bir Lider olarak gösterilmiştir. Ben Atatürkü tanıdıkça sevdim. Gülen resimlerini gördükten sonra , içki içtiğini öğrendikten sonra, hatta gönül ilişkilerini okuduktan sonra dahada sevdim. Çünkü zihnimdeki ulu ve ulaşılamaz adam gitmiş, yerini insan gibi insan almıştı.O nu güçlü ve zayıf taraflarıyla tanıma fırsatı bulmuştum. O nu dahada çok sevdim çünkü O nu anlamaya başlamıştım. Atatürk ün kafasına esipte hiçbir hesap yapmadan hiçbir güce güvenmeden, eski bir gemiye binipte yola çıkmayacak kadar realist bir lider olduğunu anladım.Babasız büyümenin burkluğunu ancak yaşayanlar bilir, genede yılmadan mücadele eden  Mustafa Kemal’in  kaldığı yatılı okullarda neler yaşadığını yatılı okulda okumuş olanlar daha iyi anlar.İç dünyasındaki çatışmaları ve zihnini durdurabilmek için ve yaşadığı korkunç olayları bir an olsun unutabilmek için içki içme yolunu seçmiş Mustafa Kemal. Bu büyük komutanı içki içtiği için hor görenler önce onun yaşadıklarını iyi anlamaları gerekiyor. Conk bayırında size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum derken askerlerine, yaşadığı azabı anlayabilmekte meziyet ister tabiiki.

Helede taraftarlarına size zengin olmayı emrediyorum diyen bir Başbakanın  bunu idrak etme şansı hiç yoktur.

 

Yıllarca hayatı savaşlarda geçmiş binlerce yoldaşını kaybetmiş  bir askerin iç dünyasını ancak bunu yaşamış olanlar anlayacaktır. Tabiiki içki yerine meditasyonu seçseymiş hepimiz için daha iyi olurmuş ama sonunda zaten kendisine zarar vermiş ve mutsuzca ve yalnız  ölmüş büyük Asker ve devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk. Bugün gazetelerde Atatürkün ses tonu tartışılmaya başlanılmış, aman efendim Atatürk’ün sesi daha kalınmış yada inceymiş.

Mustafa Kemal Atatürk  Türkiye Cumhuriyetinin en büyük lideridir.

Atam nur içinde yatınız sizi öğrendikçe dahada seviyorum. Ulu olduğunuz için değil, vermiş olduğunuz kutsal emek için. Kurduğunuz vatanın içinde başka bayraklar sallanabilir bu Türkiye yi ve onurlu ayyıldızını küçültmez. Önemli olan bizlerin vicdalarındaki  Türkiyedir. Bayrak bezden yapılır ama o bezi bayrak yapan  ruhunu yaratan başka bir kutsallık vardır.

Mitler genelde doğru olamayabilir ama günümüzün dünyasında adına mitler yaratılmaya layık insanlar gittikçede azalmıştır. Bazılarıda kendi mitlerini kendi yazar olmuş günümüzde Amerikadaki hoca efendi gibi. Korkum kendi yalanlarına kendisinin inanmasıdır ayrıca. Türkiyede yeni bir mezhep çıkarsa hiç yadırgamam on yıllar sonra adıda ‘Fettuli’ mezhebi  olabilir mesela. E’ hoca istemeyebilir bunu ama hani mürütler uçurur diye bir söz varya. Değerli okurlar Fettullah da Fetulli değildi diyebiliriz yakın bir gelecekte. Türkiyede  halkın inancını keşfeden egemen güçlerin muhafazakar bir mit yaratmak istemesi ve yaratmış olması onların nekadar akıllı birer senarist olduklarını kanıtlamakta. Bu gün Türkiyedeki tüm kurumlara yapılan saldırıların altındaki büyük oyunu herkesin farketme zamanı geldi, kendi özgüvenimizi tekrar ele almamızın zamanı geldi. Türkiyede doğruların ve yanlışların yer değiştirdiği bir zaman dilimi içinde yaşamaktayız. Halk olarak bazen doğruyu bulmak adına yapılması gereken bazı kararları ertelemek durumunda kalabiliriz. Paradoks görünsede Türkiyeyi çıkmaza sokmuş olşan 12 eylül anayasasın değişimini ertelemek zorundayız. Bugün Anayasanın değiştirilmesi  bir yanlışı düzeltmek için daha büyük bir yanlış yapmak zorunda bırakılmak isteniyoruz. Konu Parti problemi  değil Türkiyenin getirilmek istenilen yeni bir rejimle alakalı bir problemdir. Katı Kemalist ve devlet- merkezci bir rejimi bende beğenmiyorum, ama bu bağımsızlığımızı başka devletlere bağışlıyarak ve kendimizi inkar ederek olacak iş değildir. Türkiye bir evrimden geçmektedir halkın yeni talepleri bulunmaktadır ve bu sadece demokrasiyle ve erkler ayırımı ile Laik bir devletele gerçekleşebilir. Evet sancılı olabilir ama bu Cumhuriyeti zedeleme hakkınıda kimseye vermez.

Bizler bu dünyayı ve Türkiye Cumhuriyetini atalarımızdan bizden sonraki nesillere devretmek üzere ödünç aldık, emanete ihanet olmaz ve ihanet edenler başka dünyaları bilemem ama bu dünyada cezasızda kalmayacaktır.  Ceza mekanizmasıda bence sandıktır. Geriside yargıdır.

bugünde olun farkında olun!!

Tatil öncesi bukadar !

Cihan Sendan                                       12.08.2010  Münih

 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile