Jan 21
Açılım PDF Yazdır ePosta

img1

AKP’NİN  DEMOKRATİK AÇILIM‘I

Adalet ve kalkınma partisinin önce Kürt,sonra  demokrasi açılımı olarak ifade ettiği konu, Türkiye‘nin gündemine yerleşeli,toplumun dilinden düşmeyen iki sözcük ve altında yatan gerçek ilgimi çekti ve araştırdım. Bu ilginç sözün altındaki gerçekleri anlamaya çalıştım.

‘ sözlük anlamı‘

1.Demokrasiye uygun, açma işine konu olmak.

2. Demokrasiye uygun  renk koyuluğunu yitirmek .

3. Demokrasiye uygun kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak

4. Demokrasiye uygun denizde kıyıdan uzaklaşmak.

5. Demokrasiye uygun sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak.

6. Demokrasiye uygun  kuruluşların  ilk kez veya yeniden işe başlaması.

7. Demokrasiye uygun işini gereğinden veya götürebileceğinden geniş tutmak.

8.Demokrasiye uygun  genişlemek, bollaşmak

9. Demokrasiye uygun delinmek, yırtılmak

10.Demokrasiye uygun  sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek

11.  Demokrasiye uygun  gereken güce ulaşmak.

12.  Demokrasiye uygun sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek

13.  Demokrasiye uygun kapı, yol vb. geçit vermek

14.  Demokrasiye uygun ayrıntıya girmek.

Gayet ilginç….

Kürt halkının istekleri ve beklentilerine cevap verme adına yanına da  Alevileri, Romanları, Ermenileri,  azınlık haklarını dikkate alarak demokratik çözüm bulma davranışında olduklarını çıkartıyorum şahsen. Aynı  zamanda da kendime şu soruyu soruyorum:“Peki çoğunluk kim? Yani bu halklara ilgi göstererek kimin vermediği haklarını geri iade ediyorlar? Türkiye‘de tek başına egemen bir halk mı var? AKP kimin hakkını kime veriyor? Peki bunu kiminle konuşuyorlar?„

Sanatçılarla ,müzisyenlerle konuşuyorlar, hem de en ünlüleriyle.Ama Türkiye‘deki sanatçılar statükoyu temsil etmiyorlar mı? Yaşantılarına bir bakın yeter.Nedense hep de tuzu kuru,popüler sanatçılar. Başbakanın elini sıkmak tabii onur verici bir olaydır,ama konu farklı. Bu sadece bir resepsiyon değil ki, demokratik açılım adına veriliyor. Sanatçının birisi çıkıyor:“Kime Kürt olduğu için baskı yapılmış ki?Siz Kürt ve Başbakan yardımcısı değil misiniz?„diyecek kadarda konudan uzak ve  popülist olabiliyor . Sanatçılarımızın büyük bir bölümünün  konuya hakim oldukları ve gayet hassasiyetle ilgilendikleri kesin;ama bu konular bireysel düşünceden çok sivil toplum örgütlerinin işi değil mi?  Sanatçıları temsil eden hangi örgüt davet edilmiş bilmek isterdim doğrusu . Eğer sanatçıları temsil edecek  sivil örgütleri yoksa o zaman onların kendi  toplumsal sorunlarından uzak şahsiyetler olduğu ortaya çıkamaz mı?Bu da onların ayıbı olmaz mı? Kendi sorunlarına çare aramaya destek vermeyenlerin daha büyük kitlelere ait sorunları çözecek güçleri de yoktur.Olsa da samimi bulunmaz. Bu gibi toplantılardan sadece katılanlar ve hazırlayanlar tatmin olurlar. Sayın Başbakan da  liderlik kitaplarında yazıldığı gibi, başkalarının popülerliğini kullanan  iyi bir lider olduğunu bir kez daha kanıtlamış olur.  Kimi sanatçılar VIP‘den geçmeyi talep eder,kimisi çekeceği filme para ister, kimisi de“O toplantıda ben de vardım„der ve mutlu olur. Peki sorunlar ?

Göstermelik toplantılarla, güzel konuşmalarla bir kısım mutlu insanla bu sorun çözülür mü? Kaldı ki bu sorun azınlıklar sorunumu ?

Evet Türkiye‘de  ciddi bir Güneydoğu Anadolu sorunu var yıllardır. Bu Kürt kökenli insanlarımızın bir hak arayışı.Kan dökülmüş,neredeyse kangren olmuş, evler yıkılmış,köyler dağılmış, haklı davalarında haksız konuma düşmüşler PKK’nın silahlı  teröründen dolayı . Peki silaha davranmasalardı bu sorunun varlığı dikkate alınır mıydı? Bu gibi sorunları  sosyal patlama  ve kangren olmadan göremiyoruz ne yazık ki. Aynı şimdi olduğu gibi: AKP‘nin iktidar gücü ve stratejileri şu anda birçoğumuzu kör etmiş gibi görülüyor. Cehennemin yollarının hep iyi niyet taşlarıyla örüldüğü söylenir. AKP’nin  iyi niyetin altından ne çıkacak diye bekliyorum şahsen.AKP‘nin her yaptığı yanlış değil muhakkak,yapılan iyi çalışmalar da var muhtemelen.Ama siz hükümet  olarak tüm yurttaşlarınızı bir görmezseniz, her yurttaşın temel hak ve özgürlüklerine aynı yakınlıkta ve uzaklıkta saygı göstermezseniz, göz boyama adına hukukun üstünde hareket ederseniz, bir tarafta ülkeyi koruduğunu zannederek hayatları pahasına terörle mücadele etmiş ve eden şehit ve gazilere siz yanlış yere öldünüz, bugüne kadar siyasi hatalardan dolayı evlatlarınızı kaybettiniz değerli şehit aileleri derseniz, burada samimiyetinizi ve hükmünüzü de kaybedersiniz. Evet   Kürt halkının mağdur edildiği doğru;ama Kürt oldukları için değil,Türkiye vatandaşı oldukları içindir.Aynı haksızlığa diğer tüm Türkiye vatandaşları da uğramışlardır. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti‘ni son 60 senede yönetenler ülkeyi kötü yönetmişlerdir.Bu da bir devlet sorunudur. Bugün  Cumhurbaşkanı sadece belli guruplardan değil ,tüm Türkiye halkından devlet adına özür dilemelidir. Bu konular başbakanın işi değildir.Çünkü Türkiye‘yi yöneten beceriksiz siyasetçiler Cumhuriyet‘in kuruluş ideolojisinin  yarattığı felsefeyi Türklük ve son zamanda din  felsefesine çevirmiş ve  ciddi hata yapmışlardır. Ülkenin ekonomisini ve demokrasi anlayışını düzenleyeceklerine,halkın yumuşak karnını oy kazanma adına kullanmışlardır ve bu,Türkiye  siyasetinin temel ayıbıdır. Korkularla siyasi rant kazanmak vasıfsız küçük siyasetçilerin işidir. Demokratik Türkiye’nin belli bir coğrafyasında hala feodal beylikler,aşiretler devletin yerindedir.Hatta kendi hapishaneleri olan aşiret ağaları bulunmaktadır.Demokrasiye açılanların ilk işi bu beylikleri sona erdirmek olmalıdır.Menfaat odaklı işbirlikleri Türkiye‘yi bu hale getirmiştir.Karnı tok gelecekten umutlu insanların silahla terörle işi olmaz.Onuruyla kendi ana dilini konuşan ve öğrenme hakkı bulunanın kavgayla, silahla işi olmaz. Hükümet, demokratik açılım adıyla siyasi rant adına kullandığı  insanların günlük hayatında neleri kolaylaştırdığına bakmalıdır.İnsanların aç karınlarına tok teselli vermekle  ne kadar ilerleyebileceklerini zaman gösterecek. Evet Türkiye‘de haksızlıklar vardır, Türkiye‘de düzensizlikler vardır, Türkiye‘de açlık vardır.Bu sadece  Güneydoğu Anadolu‘ya has bir sorun değildir, tüm Türkiye‘yi kapsayan bir sorundur. AKP samimi olmalıdır .Türkiye‘nin rahatlamasını isteyenler ellerindeki gücü en iyi ve makul biçimde kullanmalıdır, AKP hukuksal değişikliklerle tüm Türkiye halkını rahatlatabilir. Asıl ekonomi paketlerinin ve hazırlanan  bölge yatırım paketlerinin durumunu açıklasınlar, Güney doğuda ve diğer tüm bölgelerdeki yeni açılan teşvik paketlerinin durumunu anlatsınlar. Kaç fabrika kuruluyor?  Kaç gence iş imkanı yaratılıyor?  Kaç tane yeni okul, nerde yapılıyor?  Eğitimdeki sorunların temel sebepleri ve önlemlerini anlatsınlar.Güneydoğuda kaç tane meslek lisesi açıldı? Tarıma ve çiftçiye hangi teşvikleri düşünüyorlar?Haksız rekabeti önlemek ve çiftçiyi korumak için yurt dışından gelen ürünlere mahsül zamanı dur demeye, rantı durdurmaya yönelik hangi çalışmaları var?Aile planlaması ve çevre sorunları  için ne düşünüyorlar? Türkiye‘nin en büyük sorunu olan ve tüm sorunların anası olan iç  göçe hangi çareler düşünüyorlar?

Ben şahsen  demokrasi açılımı deyince,Anayasanın tüm halkın mutabakatı ile düzenlenmesini anlıyorum. Tüm halkın fırsat eşitliği ve özgür iradesine saygı olarak algılıyorum. Ekonomiyi canlandırmaya ,teşvik etmeye hazır bir hükümet bekliyorum. Kendi taraftarlarından yeni oligarşiler yaratan bir zihniyet değil, her girişimci inisiyatife eşit davranmalarını bekliyorum. Kavga etmeyen, görevini eksiksiz yerine getiren bir yasama ve onun hükümetini bekliyorum.

Anayasayı değiştirmenin çoğunluk hükümetlerinin görevi olmadığını,  tüm Türkiye‘yi  temsil edebilen bir Cumhurbaşkanının  başkanlığında olması gerektiğini düşünüyorum.

Evet AKP ve onun değerli üyeleri sizinle aynı ülkeyi paylaşıyorum, ama aynı fikri değil.Çünkü samimi değilsiniz. Bugün iktidarın verdiği güçle kendinizde değilsiniz. Tarih kimseyi affetmez. Türkiye‘yi ve halkını kendi emelleri için yıpratan herkese sesleniyorum:“ Ne oldum demeyiniz,ne olacağım deyiniz.Bugün etrafınızda uçuşanlar, sırtınızı sıvazlayanlar yarın yanınızda olmayacaklar. O güvendiğiniz dağlara muhakkak kar yağacak.Bu doğanın gereğidir. Zirve sonsuz değildir.„

Adalet ve Kalkınma Partisi‘nin içinde çok saygı değer dostlarımız da var. Şahsiyetlerine olan sevgimiz ve güvenimiz bakidir. Konu şahsi değil,siyasidir.

Konu Türkiye ve halkımız,hak ve adaletimiz olunca babamız dahi sorgulanır,sorgulanmalıdır.

 

Bugünlük bu kadar

 

Cihan Sendan      24.03.2010    Münih

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile