Jun 22
Türkiyede Göç ve Sosyal Demokrasi PDF Yazdır ePosta

Tarih boyunca insanoğlu yerkürede kendisine uygun yaşam koşulları arayışına girmiş ve sürekli göç yaşamıştır.Son 100 yılda dünya savaşları ve sınır değişimleri ile dahada yoğunlaşan göçler, bu gün yüzünü ekomomik ve sosyol sebebli göçler olarak göstermektedir.

Anadoluda Son 50 yılda her üç insandan birisi doğdukları yerde doyamamak tan dolayı göç etmek zorunda kalmıştır. Anadolu’nun yakın tarihine bakıldığında İslam sentezenin ve feodal yapının getirdiği sosyal piskoloji ve sosyal kültür , doğu Anadoluda kulluk ve kadercilik anlayışı ile kendisini göstermiştir. Batı Anadoluda Avrupaya yakın olma durumu ve  ekonomik gelişme  ,bireysel inisyatifi tetiklerken ve batı Anadolu modern Türkiye’yi temsil ederken, doğu Anadolu tam tersine bu gelişmeyi sadece izlemiş ve ne yazıkki her konuda geride kalmıştır. Bu durum  doğu Anadoludan kaçışın başlangıcı olmakla beraber Türkiye deki sosyal, kültürel, Ekonomik ve siyasi dengelerin değişmesinide  beraberinde getirmiş  ve Türkiyede siyasetin son yıllardaki  başarısızlığının göstergesi olmuştur. Cumhuriyetin kuruluş dönemlerinde de kendisini gösteren muhafazakar tutumun çok partili döneme geçişle merkez sağa kaydığını izliyoruz. Anadolu kırsalında yaşayan halkımızın  merkez sağ tutumunun halen devam ettiğini  son dönemlerin seçimlerindede izlemekteyiz. İşçi emekçi kesimin genelde oyunu verdiği sosyal demokrat partilerin son dönemde eridiğini ve eski günlerini aradığını görmekteyiz. Bu erimenin en önemli sebeblerinden birisinin  son 50 yılda gerçekleşen doğudan batıya göç  olduğunu kabul etmeliyiz. Muhafazakar ve merkez sağ düşüncesini koruyarak doğu Anadoludan göç eden vatandaş, istanbul, Ankara, İzmir,Adana Mersin,Bursa  gibi büyük kentlerde siyasi dengeleri belirlemede çok önemli rol oynamaktadır, zaten orta ve doğu Anadoludada  durum aynıdır. Sosyal demokratların son yıllardaki değişime ve taleplere cevap verecek siyasi iradeyi varedememeleri konunun diğer acı tarafıdır.Kapitalist ekonominin belirleyici olduğu günümüzde muhafazakar merkez sağ anlayışın Türkiyede iktidar olmasınıda yadırgamamak gerekir .

Cumhuriyet Halk Partisinin haricinde kendisini sosyal demokrat olarak tanımlıyan hiç bir partinin gelecek yıllarda hükümet olma şansı görülmemektedir. CHP nin son yıllarda ne kadar Sosyal demokrat bir çizgi izlediği tartışılır, tartışılmalıdır. Ancak Sayın Kemal Kılıçdaroğlunun  Genel başkanlığa gelmesi ile CHP nin tüm söylemlerinde ve programın da sosyal demokrat politikaların önem kazandığı izliyoruz. Kemal Kılıçdaroğlunun CHP yi yeniden konumlandırmasının ve  içinde bulunduğu kadro düzenlemesinin zamana ihtiyacı olduğu kesindir, fakat seçime sadece bir kaç ay kalmıştır . Zor günlerin  zor kararlarıda beraberinde getirdiği gerçeğini unutmamak gerekmektedir.Kemal Kılıçdaroğlu Türkiyede sosyal demokrasinin geleceğini belirleyecek bir liderdir, bu sebeble kadrosunda sosyal demokrat kimliği ile kendilerini kesinlikle kanıtlamış çalışma arkadaşlarına ihtiyacı bulunmaktadır. Türkiyede bu özelliklerde bulunan yüzlerce değerli sosyal demokrat yaşamaktadır, sadece etrafına bakması ve kimsenin etkisinde kalmadan personel seçmesi ve yardımlarını alması gerekmektedir. Seçmen  CHP nin şu ana kadar seçmiş olduğu kadrolarının  yeterliliği konusunda ki   kararını en geç 12 haziranda  verecektir.

Ülkemizde bazı yurtdaşlarımız gerçek sorunlarının dahi farkında olmamakla beraber akıntıya kapılarak belli kesimlere ve akımlara taban oluşturmaktadırlar. Sosyal demokrasinin insanlara kendi sorunlarına sahip çıkmaları ve enerjilerini  bu istikametde kullanmaları konusunda öncü olma motivasyonunu geliştirme mecburiyeti vardır. Bunu başarabilmenin yolununda, kendisini  daha iyi tanımlamadan ve konumlandırmadan geçtiğini algılaması gerekmektedir.

Sosyal demokratlar göç piskolojisini iyi analiz etmek zorundadırlar. Son yıllarda göç yavaşlamış göç edenler yerleşik olmuş ve yeni yaşam mekanlarına uyum sağlamaya çalışmaktadırlar.Göç toplumlarının sorunları genelde hep biri diğerine benzer, Sorunları Ekonomidir,işsizlikdir, getolaşmadır, kültürel yozlaşmadır, uyumdur,yabancılık ve kabul edilmezlik duygusudur, dil sorunudur . Evet  hemde kendi ülkelerinde.

İmanın, kültürel değerlerin , kimliğin dahil siyasetin ve küresel pazarın malzemisi durumuna düşürüldüğü günümüzde, halkımız iradesini ve tercihlerini parantez içine almak durumunda bırakılıyor .Dünyamız Post-modern güçler tarafından  liberal kapitalist politik sistem aracılığıyla yeniden biçimlendirilmiştir. Bu değişimin felsefi ve ahlaki içeriği sorgulanmaya muhtaçtır. Güçlülerin egemen oldukları bir dünya düzeni içerisinde Sosyal demokrasiye düşen çok büyük görevler vardır.

Ama hangi Sosyal demokrasiye?

Evet, Türk sosyal demokrasisi temel teorisinin ekseninde kendisini yeniden tanımlamalıdır. Serbest piyasa ekonomisini benimseyen ama sosyal adalet ilkesi doğrultusunda düzenlemeler öneren politikaları benimsemeli, heterojen üye ve seçmene hitap etmelidir.Bu beraberinde farklı talepleride uzlaştırma becerisi isteyecektir.Örneğin kadın –erkek eşitliği,çevre, gıda güvenliği,cinsel özgürlük gibi konularıda ajandasına almak zorunda kalacaktır.

Sosyal demokrasi Türkiyenin küreselleşmedeki rolünü belirlemede rol almalıdır,miliyetçi ulusalcı söylemden uzaklaşmalıdır,IMF,ABD,AB  hakkındaki düşüncesini gözden geçirmelidir, demokratikleşme sürecini eline almalıdır, alternatif kalkınma politikası geliştirmelidir, Alternatif ve demokratik bir Türkiye vizyonu ortaya koymalıdır, AB uyum ve müzakere sürecine Türkiyeyi daha iyi hazırlayacak tavır geliştirmelidir, ‘’demokratikleşme-sürdürülebilir  ekonomik kalkınma – güvenlik ilişkilerini‘’birbirleriyle bağlantılı olarak yaşama geçirebilecek politikalar üretmelidir,farklı kültürel kimlikler arasında ‘haklar ve sorumluluklar ‘ temelinde özgürlükçü  ve demokratik bir sosyal demokrasi ancak Türkiyede gerçek tabanını bulacaktır. Avrupada sosyal demokrasi kendisini sürekli araziye uydurmakta ve değişim yaşamaktadır, sosyal demokrasinin Avrupada ki evriminin Türkiyeden çok iyi izlenilmesi gerekmektedir. Almanya sosyal demokrasi partisi SPD son dönemlerde çok sıkıntılar yaşamış olup şu anda tarihinin en düşük oylarını toplayabilmektedir. Son Hamburg belediye başkanlığını kazanan SPD li Olaf  Scholz un şahsının özel başarısıyla değerlendirilen sonuç,  aslında rakipleri Hristiyan demokrat birliğinin ( CDU) güven kaybetmelerinin tetiklediği,  dolayısıyla oylarının yarısını kaybetmesi ile ve  tabiiki Scholz un da  kişisel başarısı eklenince SPD  ciddi bir başarı kazanmıştır,  fakat SPD nin süper seçim yılı olan 2011 de aynı başarıyı tekrarlayabilmesi biraz zor gibi görünmektedir.Anlaşıldığı gibi sıkıntılar sadece Türkiyeye öz sorunlar değildir. Türk sosyal demokrassininde Almanyaya göre gayet geride olduğu kesindir. Aynı şekilde Türkiye sanayileşmesini tamamlamış ülke katagorisine girmediği için, Alman sosyal demokrasisinin 70 li yıllardaki konumundadır.Bu durumda işçi, emekçi, çiftçi haklarını ve sorunlarınıda ön plana çıkartıcı politikalar üreterek sorunları çözecek cesaretli politikalar belirlemelidir, Aile sigortası iyi bir fikir gibi görünsede,  eski sosyalist ülkelerde ki gibi çalışmadan  yaşama alışkanlığı yaratma yerine, istihdam politikaları geliştirmek durumundadır.Türkiyenin genç nüfusuna gelecek vaadetmek zorundadır.İnsanlarımız gerek devlet, gerek farklı eller yoluyla sadaka almayı istememektedir zaten bu da toplumun piskolojisini negatif yönde etkiliyecektir. Devletin kaynaklarını  iyi niyetlede olsa insanlara dağıtmak işin kolayına kaçmaktır,bu kısa vadeli bir ara çözüm olabilir ama asıl çözüm istihdam ve eğitim politikalarıdır,

siyasi ve ideolojik karşıtlıkları değil, toplumsal müşterekleri öne çıkartan bir vizyonla  Türkiyeyi daha iyi yönetme iddasında olacak  güçlendirilmiş sosyal demokrat bir CHP, Türkiyenin tüm sorunlarını çözebilecektir, bunu başarmanın tek yolu sosyal demokrasiyi hazmetmiş CHP lilerden oluşan Teşkilatlar dır ve dolayısıyla Halka verilecek güven duygusudur.

Saygılarımı sunuyorum.

Cihan Sendan

Türk Alman Dostluk Federasyonu Genel Başkanı

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile