Nov 23
Ertuğrul Günay Fenomeni PDF Yazdır ePosta
Bu sorunun cevabını vermeden önce Ertuğrul Günay’ ın geçmişine bir bakalım. Ordu da 1947 yılında dünyaya gelmiş olan Ertuğrul Günay, İstanbul üniversitesi hukuk fakültesini bitirmiş bir hukuk adamıdır.
Daha genç yaşında devlet partisinden halk partisine adlı yazısıyla CHP de dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış ve partinin içinde belirgin olmaya başlamış. CHP gençlik kolları Genel başkanlığı yapmış, partinin en önemli kurumlarının içinde emek vermiş köklü bir CHP’lidir. Kendisinin gençlik kolları Genel başkanlığı döneminde yardımcılığını yapmış olan ortak bir dostumuz şöyle anlatıyor sayın Günayı; O zamanlar çok yakışıklıydı tüm kızların dikkatini çekerdi ve karizmatikti, adalet ruhu güçlü ve disiplinliydi içimizden bazıları onu pek sevmezdi, hem kıskanırlar hemde solun O günlerdeki katı söylemlerini pek kabullenmediği ve daha makul ve ayırımcı olmayan bir tavır sergilediği için O’nu tam solcu olarak kabul etmezlerdi. Yine aynı ortak dost Ertuğrul beyle yaşadığı anıyı anlatmatya devam ediyor, bir gün propaganda için köyleri gezerken şahit olduğu ilginç konuyu ; yine öğleden evvel bir köye geldik propaganda yapıyorduk köylüler bizi pür dikkat izliyor ve dinliyorlardı, Ertuğrul döktürüyordu, aramızda en iyi ve ateşli konuşanda kendisiydi zaten, tam O sırada aramızdan birisi öğlen namazı geliyor gidelim artık demeye başladı, hemen hepimiz hareketlendik.Ertuğrul sözünü kesti ve dışarı çıktı ve hepimize söylediği söz şuydu, arkadaşlar biz devrim yapmak istiyoruz değilmi? Peki bu devrimi kiminle yapacağız? Halkımızla değilmi? Biz halkı anlamazsak onlardan birisi olduğumuzu kanıtlayamazsak bize inanırlarmı? Samimi olmak zorundayız , sizi bilmem ama ben halkla beraber namaz kılacağım isterseniz sizler gidin ama ben her söylediğimde samimiyim deyip içeri girdi, anlatmasını kısa kesti ve daha sonrada apdest alıp köylülerle namaz kıldı. Bazı arkadaşlar bu adam nasıl bir solcu deyip kızdılar ve hatta ona tavır alanlar dahi oldu. Ama o tanıdığımız Ertuğrul’du diye devam etti, bu konuya benzer birçok konuyu farklı ortak dostlarımızdan defalarca duyma imkanı bulduğumuda eklemek isterim..
Ertuğrul Günay 1992-94 yıllarında CHP genel sekreterliği yaptı 1999 senesinde CHP baraj altında kalınca Deniz Baykalın Karşısında Genel Başkan adayı oldu ve Genel sekreter Önder sav ın belirlediği delegelerden 500 e yakın oy aldı ve aslında çok büyük bir başarıydı ama Genel başkan olamadı. Buda CHP de Deniz Baykal tarafından istenmeyen adam olmasına sebep oldu ve uzun bir mücadele sonrası Ertuğrul bey CHP den ihraç edildi. Hiç yılmadı avukatlığa devam etti ama siyasetten hiç ayrılmadı.Solcu olmanın dinsiz olmak anlamına gelmediğini, solun inançlara doğal olarak mesafeli durduğunu ama solcuların inançların tabiiki olduğunu ve solcu olmanın dindar ve inançlı olmaya bir engel teşkil etmediğini defalarca ifade etti ve bu yöndede siyasi bir hareket başlattı. 2002 yılında Akp den davet aldığı halde Bu partiye katılmadı ve son ana kadar CHP de ve CHP için çaba gösterdi ama olmadı. 2005 yılında Bir toplantı için geldiği Almanyada sohbet ederken söylediği bir sözü hatırlıyorum; artık kitap yazmak için demre ye çekileceğim zanedersem Deniz bey beni ihrac ettirecek ben yılmıyorum ama yoruldum ve üzgünüm sağlığım için en iyisi bu zanedersem demişti.
Bu sözüne çok üzülmüştüm çünkü kendisi benim çok beğendiğim bir Sosyal Demokrat’tı kendisi ile bu konudaki fikrimi paylaştım, sonra Almanyada bir dizi toplantı yaptık, kendisini Münih hava Alanından uğurlarken gözündeki pırıltıyı farkettim bana hava alnındaki son sözü şuydu; bu Almanya gezisi çok iyi geldi mücadeleye devam.
Sonra sayın Başbakanın kendisine özellikle teklif getirdiğini ve gene uykusuz geceler sonrasında kabul ettiğini duydum. Çok üzüldüm ama kızmadım çünkü Sayın Günay bedel ödediğini bildiğim emeklerine saygı duyduğum bir siyaset adamıydı herşeyden öncede sevdiğim bir insandı, bir kararından dolayı nasıl tüm emeklerini unutabilirdim. Tam O’ zaman ben Almanya Sosyal Demokrat halk dernekleri federasyonu (HDF) Genelsekreteriydim. Bir yanım ağrıyor ve Üzülüyordu diğer yanım hak veriyor ve kendisine başarılar diliyordu. O Siyaset ve Halk adamıydı halkı adına çalışmak istiyor ama fırsat bulamıyordu ve kendisine yıllar önce İstanbul belediye başkanlığı yarışında rakip olan bir Başbakandan teklif gelmişti, herkes vicdanına dürüstçe sorsun ve ben olsam ne yapardım diye kendi kendine cevap versin.
Yıllarca ve beraberce emek verdiği mücadele arkadaşlarını bırakıp başka bir partiye geçmenin tek bir sebebi olabileceğine inanmıyorum. Sosyal Demokratların arasında Ertuğrul Beyi hain olduğunu düşünen ve Bakanlık adına İlkelerini sattığını ifade edenlerin sayısı pekde küçümsenemeyecek kadar fazla, bu sözlerin Ertuğrul Günay tarafından üzüntüyle karşılandığına kesinlikle eminim, oralı değil gibi görünsede. Her sözünün ve davranışının yalakalık la bitiştirilmesi de konunun diğer acı ve anlamsız tarafı.
Tayyip Erdoğan ın sinirlerine hakim olamayan ve zor bir adam olduğunu sanırım herkes yetirince örnekleriyle gördü. Böyle bir adamın Başbakan olmasınının bu ülkeye getirip götürdüklerini hep beraber göreceğiz.
Son ucube tartışmalarında herkes Ertuğrul Günay ın istifasını bekledi, Neden? Tayyip bey Bakanı yalanlamış. Bu durumda bence Ertuğrul Günay ın ne kadar iyi bir Bakan olduğu ortaya çıkar ama Başbakan öyle ele avuca sığamayacak kadar tuhaf bir adam bunu herkes biliyor. Sayın Başbakanın ne kadar diktatör bir adam olduğunu onun yakın çevresindeki insanlar en iyi bilir. Son olayda Başbakanı istifaya çağıracakları yere Ertuğrul Günay ı istifaya çagırıyorlar, bu ne yaman çelişkidir. E tabii kimsenin Başbakanı istifaya çağırma cesareti yok, çünkü kimse silivride tatil yapmak istemiyor.Hiçbir kuruma saygısı olmayan bir adamın sanata saygısını nasıl bekliyoruzki.Hele kendi atadığı Bakanına dengeli davranmasınıda pek beklememek gerekiyor. Kaldiki ben Recep Tayip Erdoğanın Ertuğrul Günay a saygısı olmasığını düşünmüyorum çünkü benim kişisel düşüncem Ertuğrul Günay ı gerçekten tanıyıpta saygısızlık yapabilmenin mümkün olmadığıdır. Başbakan ın olağan tavrıdır bu gördüklerimiz.
Tayyip beyle Ertuğrul Beyin Kumaşları birbirine uymaz bu tür sıkıntılarda normaldir. Yıllarca sabrederek emek vererek son ana kadar mücadelesinden vazgeçmeyipte sonrasında en sevdiği partisinden ve arkadaşlarından kopartılan bir siyaset adamının ne yapmasını beklerdiniz. Tayip Erdoğan ve dar kadrosunun haricinde AKP ye de milli görüş ve katı muhafazakar damgası vurmak ne kadar doğru olur tartışılır. AKP nin içinde bulunan yüzlerce insana haksızlık olur. AKP ye oy veren halkımızın tümüyle Tayip Erdoğanın yaptıklarını tavsip ettiklerini düşünmekte aynı garabet olur. Bugün AKP içinde olup milli görüşten olmayan ve Türkiyenin refahı için emek veren binlerce insan var. Sözlerimize ve tavırlarımıza çok dikkat etmeliyiz, Bunlardan biriside Sayın Ertuğrul Günay dır.
CHP nin son yıllardaki yönetilme tarzının ve beceriksizliği sebebi ile bu güzide partiden kopan değerlerin sayısını kimse bilmiyor. Muhtemelen sayın Günay AKP ye gitmeseydi sayın Kılıçdaroğlunun yönetiminde olacak ilk isimlerdende birisi olurdu. Ama olan oldu ve sayın Günay AKP de kendisi için en zor seçimi yaptı. Türkiye için kötümü oldu? Bence hayır son 4 senede Kültür ve Turizm Bakanlığını başarı ve sukünetle yönetti, yarım kalmış tüm işleri tamamladı. Kadroları değiştirmedi.
Bakanlığın genel durumuna bakarsak iyi denilebilecek durumda. Bürokratlar görevlerini rahatsız edilmeden yapabiliyorlar. Türkiye turizm pazarındaki konumunu koruyor, her yıl büyüme gerçekleşiyor. Sektörle sayın bakanın arasında sorun yok, her isteyen ulaşabiliyor. Bakanlık elemanlarının motivasyonu gayet yüksek. Kaldıki sayın Bakanın en az bildiği iş Turizm diki bu konununda kompedanı oldu. Kültür konusunda zaten hiç yabancılık çekmedi, ilk günden itibaren işine hakim görünüyor. Yani bazen sayın Başbakan da doğru işlerde yapıyor bence, bunlardan biriside sayın Günay ı Kültür ve Turizm Bakanı atamasıdır. Ertuğrul Günay ın gerçek bir Sosyal Demokrat olduğunu bile bile atamasıda bence hoş, kafasının arkasında ne olursa olsun.
Frankfurt kitap fuarında sayın Günay ile zamanın SPD lideri Fanz Müntefering in bir konuşmasına tanık oldum, ayak üstü hoş bir sohbetti, sayın Müntefering kendi kitabının tanıtımı için fuara geldiğini ifade etti, bunun üzerine sayın Günay ın cevabı şöyle oldu, kendisinin de bir Sosyal Demorasi içerikli Kitapı olduğunu ve bunun adının ‘’karşı siyaset’’ olduğunu söyledi ve ekledi ben AKP deyim ve Bakanım ve Sosyal Demokratım. Bence çok samimiydi bu sözünde.
Ertuğrul Günay ın ilkelerini sattığını ifade edenler, Ertuğrul Günay ın Sosyal Demokrasiye artık inanmadığını ve muhafazakar demokrat lığa döndüğünü kanıtlamalılar. Bu mümkünmü?
Çünkü Sayın Günay inançlarından istifa etmedi sadece Parti değiştirdi. Hemde merkez partisi olma iddasında olan bir Partiye geçti. AKP nin merkez partisi olup olmadığını ben tartışmıyorum ama her kanatdan oy aldığı da kesin, aksini iddia eden varsa buyursun. Yani MHP ye yada BBP ye geçse bu sözleri anlayacağım ama ilkelerinide alıp inandığı istikamette siyaset yapan ve halka hizmet eden, sabah 08.00, akşam 24.00 arası mesai yaparak özveriyle emek veren bu insana saygısızlık yapmaya bence kimsenin hakkı yok, helede ilkelerinde emeğe ve bedel ödemişliğe saygının en büyük harflerle yazıldığı Sosyal Demokrasinin aşıklarına, benim mücadele arkadaşlarıma hiç yakışmıyor.
Bence Ertuğrul Günay Sosyal Demokrasiyi AKP ye satmadı tam aksine, hem ateşten gömlek giyerek bu parti içinde Sosyal Demokrat siyaset yapıyor, hemde Ülkemiz için hayati önemi olan Kültür ve Turizme Sosyal Demokrat ilkelerle emek veriyor.
Bu günlük bu kadar
Cihan Sendan Münih 21.01.2011
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile