Jul 21
Yeşiller ve Türkiyeliler PDF Yazdır ePosta


Kökleri 70 li yıllara,  çevre, kadın hakları ve  anti Atom hareketilerine dayanan, 1979 yılında 500 delegeyle yeni Sosyal hareket adı altında kurulun ve kurulduğunda görüntüleri ve ideallerine bıyık altından gülünen bu ilginç siyasal, sosyal

kültürel hareketi bu yazımda sizlere tanıtmak ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Yeşiller denildiğinde hippi gibi görünen, üslerine kot pantolan ve T-Shirt giyinen, gravat takmayan uzun saçlı protest bir toplum aklımıza gelirdi. Hele biz Türkiyeliler hiç ilgilenmezdik bu “soytarı” hareketle. Nedenmi? Çünkü bizim geleneğimizde çevrecilik yoktuda ondan. Biz sağcıydık, solcuyduk, muhafazakardık, liberaldik. Açıkcası Yeşilleri nereye koyacağımızı bilmiyorduk. Hoş son yıllara kadar Almanlar ve Avrupalılarda pek bilmiyorlardı, ama gelinen nokta  bir başarı öyküsünü ve karşısında saygı duyulmasnı gerektiren, bugünkü durumu  beraberinde getirdi. Yeşiller son Baden Würtemberg eyalet parlementosu seçiminde ikinci parti olarak çıktı, Hristiyan Demokrat partisinin Stuttgart 21 projesinde hatalı tutumu ve Fukuşima daki super gau Yeşiller partisini bir anda Badenwürtemberg  hükümetininn başına geçmesini tetikledi. Muhtemelen süper seçim yılı 2011 Yeşillerin senesi olacak gibi görünmekte, Başbakan (Bundeskanzler ) çıkartabileceklerini söylemek çok iddalı olur ama, büyük bir yükseliş yaşayacakları ve Federal düzeyde de ciddi çıkışlar yakalayacakları kesin. 40 seneyi aşkın emeği ve  karşılığında gelen başarıyı kutlamak gerekir.

 

Peki kimdir bu yeşiller?  Amaçları sadece doğayı korumakmıdır? Sosyal sorunlara nasıl bakarlar? Dünya görüşleri ve felsefeleri neyi anlatır? Ekonominin neresinde dururlar? Emek sermaye ilişkisini nasıl değerlendirirler? Göçmenlere ve Türkiyelilere hangi gözle bakarlar?

 

Almanya dışında da  barışı ve güvenliği önemseyen, fırsat eşitliği temelinde eğitim devrimi gerçekleştireceklerini idaa eden, özgürlüklerin  garantörlüğünü üstlenen ,güçlendirilmiş liberal demoktratik hukuk devletini, temel yurtdaşlık haklarını, özgürlük, eşitlik, ve sosyal adalet çerçevesinde benimseyen,  güvenli bir devlet için özgür bir toplum ana tezlerindendir.

 

Küreselleşmeyi tüm sorunların başı olarak görürler ve olumsuz tüm gelişmeleri küresselleşmeye bağlarlar, dolayısı ile sosyal adalet - insan hakları ve çevre standartlarının  küresel hukukta geçerli  olacak biçimde, hayata geçirilmesini savunurlar.

 

Yeşiller humanist değerler oryantasyonlu politikaları benimser ve  sürdürülebilir temel hak ve özgürlükleri öneren, insan haklarını en üste koyan demokrasi anlayışını kabul ederler, din ve vicdan özgürlüğünüde bu temelde kabul ederler.

 

Kadın hakları yeşiller partisinin temel varlık sebeblerinden biri olarak kabul edilir. Kadınların, politikada, ekonomide, tomlumsal hayatta erkeklerle eşit haklara sahip olmasını savunur, bunuda pratikte “parti içinde” kontenjanlarını yarı yarıya paylaşarak uygularlar. Partinin  eş genel başkanı bayan Claudia Roth bunun yıllardır en canlı örneğidir. ‘Sorumlulukların ve hakların yarısı kadınların olmalıdır’ sözüde yıllardır yeşiller tarafından kullanılan ana sloganlardandır.

 

Almanyada yaşayan göçmenleri toplumun parçası olarak kabul eder ve Almanyanın çok kültürlü olduğunu ve çokluk içinde birliği dürüstçe savunur. Federal Cumhuriyetin anayasası ekseninde yurtdaşlık anlayışının bilinçlendirilmesini temel politik görev olarak algılarlar.

Yeşiller, cinsel özgürlüğü insanlık hakkı olarak kabul eder, eşcinsellerin, ,transsexuellerin,   intersexuellerin ve diğer tüm farklılıkların  dışlanmalarına karşı dururlar. Toplumsal tolerans Yeşiller için en önemli değerdir.

İklimin korunması, sürdürülebilir eneji politikaları ile yenilenebilir enerjinin ekonomik büyümeyide beraberinde getireceğini savunur ve bunun hem iklimi koruyacağını hemde Almanya´da istihdamı tetiklemesinin, akıllı enerji politikalarıyla gerçekleşeceği tezini savunurlar.

 

Toplumun her kesiminin toplumsal değerlerden ve kazanımlardan yaralanmasını savunur, fakirlik ve sosyal dışlanılmışlıkla mücadeleyi en üst başlık olarak tanımlarlar. Sosyal durumları en sıkıntılı olan kesimlerin diğer katmanlarla eşitlenebilmesi için mücadele etmenin yolunun, sosyal güvenlikten, daha iyi ve herkes için geçerli bir sağlık sisteminden ve halkın ihtiyacı olduğu anda yanlarında durmaktan geçtiğine inanırlar.

Yeşiller içinde Türkiyeninde bulunduğu yeni bir Avrupayı savunurlar, milliyetçi eski Avrupayı ve soğuk savaş zamanını tamamen geride bırakabilmenin de, gerçek ve küresel Avrupa olabilmenin de, Hristiyan Avrupa piskolojisini aşmanın da anayolunun, içinde Türkiyeninde bulunduğu  büyük Avrupadan geçtiğini,  yeni ve güçlü  Avrupanın ancak bu yolla inşaa edileceğini  savunurlar.

 

Yeşillerin sözlerinde ve özlerinde aynı olup olmadığına Alman seçmenler karar verecektir. Alman Halkının eğitim düzeyini, felsefe anlayışını ve kontrol edebilme kabiliyetini sorgulamak bence yersiz olacaktır. Çünkü; Almanyanın sosyal konularını ele aldığımızda dünyanın en iyi sosyal devletleri arasında olduğunu göreceğiz, dünyanın Avusturya ile beraber  çevreci ülkelerin ön sıralarında olduğunu göreceğiz, Yeşillerin Sosyal Demokratlarla (S PD) iktidarda olduğu sürede Atom enerjisinden çıkış için karalar aldığını ve tarih belirlediğini hatırlatmak isterim. Ancak CDU/CSU ve FDP kualisyonunun bu tarihi atom santrallerinin kapatılması  kararını, Yeşillerin büyük muhalefeti olduğu halde uzatmış bulunmaktadırlar. Son Fukuşima süper felaketinin ardından hemen bir kaç eski Atom santralini kapatmaları Yeşillerin ne kadar haklı olduklarını ve iktidar partilerinin  bu konuda ne kadar kararsız ve dengesiz olduğunun kanıtır.

 

Almanyalı Türkiyelilerin yeşillere bakışları nedir diye merak ediyormusunuz? Anlatayım;

Alman sosyal demokrat partisinin (SPD) içinde bulundurduğu ve oylarına halen talip olduğu Türkiyeli Alman vatandaşlarının oylarını son yıllarda hep çantada keklik tabiriyle adlandırabileceğimiz bir bakış açısı ile gördü. İlginç olan SPD ye oy veren Türkiyeli Alman yurtdaşların gayet heterojen olmasıdır.Yani; Türkiyede muhafazakar, sağcı , liberal partilere gönül verenler dahil, hepsi Almanyada yaşayan Türklere en yakın parti olarak SPD yi görmüş ve son zamanlara kadar hep SPD ye oy vermişlerdir. Ama; SPD gerçek anlamda Türklerin tabir yerindeyse ‘ağızlarına bir parmak bal’ çalmanın ötesine gitmemiş ve hakikatte Türkiyeli göçmenlere  iki yüzlü davranmıştır. Son Sarazzin olayıda zaten bunun doruk noktasıdır, Türklere ve Müslüman göçmenlere hakaret dolu kitabında semitist ve yabancı düşmanlığı dolu fikirleriyle tüm Müslüman göçmenleri inciten bu SPD li Calvinist ve katı Hristiyan, Sarazzin adındaki şahıs Parti den atılmak üzerine disiplin kuruluna verilmiş ve geçtigimiz haftalarda parti Genelbaşkanı Sigmar Gabriel’in özel desteği ile partide kalmasına karar verilmiştir. Almanya Cumhurbaşkanı Sayın Wulf CDU kökenli olduğu halde, daha önce Başbakanlık yaptığı Eyalette,   Almanyada ilk Türk kökenli bir Bakan olan Aygül Özkan’ı Başbakanlığı döneminde tayin etmiştir Buradan sayın Cumhurbaşkanı Christian Wulf’u cesaretinden ve kararlılığından dolayı tebrik ediyorum. Yalnız, aynı cesaret ve kararlılığı SPD de göremediğimi ifade etmek isterim. Yeşiller zaten iki dönemdir eş genel başkanı sayın Cem Özdemir’i seçmekle Türkiyeli göçmenlere ne kadar dürüst olduklarını ve programlarıyla  tüm göçmenlere ne kadar yakın olduklarınıda kanıtlamış durumdadırlar. Benim şahsi kanaatım Türkiyeli göçmenlerin SPD den büyük ölçüde vaz geçecekleri ve Yeşillere oy vererek samimiyeti ödüllendirecekleridir.

 

Değerli Sosyal Demokrat dergisi okurları; Türkiyedeki siyasi partilerinde varlık nedenlerinin ve çıkış noktalarının farkına varma zamanı gelmiştir, yalpalayan ve özlerinden uzaklaşan tüm siyasi hareketler küçülmeye, yok olmaya mahkumdurlar, dik durmak inandığımız değerlerin arkasında durarak emek vermek meşekkatlidir, ama sabır ederek çalışan ve mücadeleden vazgeçmeyen her hareket dürüstlüğü oranında mükafatlandırılacaktır.

 

???Almanya Yeşiller partisine gülen ve hiç şans tanımayanlar, inandıkları evrensel değerlerin arkasında durulduğunda ve dürüstçe emek verildiğinde, başarılmasi imkansız görünen idaellerin dahi başarıldığını görmüşlerdir. Türkiyede hangi fikir ve ideolojiden olursa olsun dürüst ve evrensel olduğu halde ve sabredilmesi ve çok çalışılması durumunda yıkılmıyacak engel başarılmayacak ideal yoktur. Almayanın Yeşilleri bunun en açık örneğidir. Bu Türkiyedeki büyük partilere ciddi bir gösterge olmalıdır.Darısı Türkiyedeki diğer küçük partilerin başına.Yeşiller Partisi bugün bu başarıyı yakalayabildiyse bunun en büyük sebeplerinden biriside Almanyadaki Seçim barajının yüzde 5 olmasıdır Türkiyede ileri demokrasiden bahsedenlere duyurulur! İleri Demokrasi konusunda Almanyayı örnek almalarını tavsiye ederim.

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile