Dec 11
Türkiyede seçim ve Avrupadaki Türkiyeliler PDF Yazdır ePosta

12 haziran 2011 seçimleri Türkiyenin piskolojisini iyice bozdu diye düşünmekteyiz son haftalarda. Televizyonlardaki siyaset tartışmaları,anahaber bültenlerindeki kanlı olaylar, özel hayatı ihlal eden ahlak zapıtası vari değerlendirmeler,

 

 

güney doğudan gelen şantaj vari sert tavır ve açıklamalar,ama aynı zamanda kürt sorunu haricindeki yaptıkları tüm açıklamalarda sosyalist emekten, özgürlükten , haklar ve sorumluluklardan da bahseden bağımsız adaylar, seçim meydanlarındaki ilginç diyaloglar ve tavırlar, belediyelerde tutuklamalar, parti tabanından en az desteği gören neredeyse partililer tarafından dövülen ama partide en çok söz sahibi olan ne olduğu belli olmayan ilginç tipler, kanalistanbul,aile sigortası, bedelli askerlik, zamcı Recep, Kemal efendi.

Son haftalarda dinlediğimiz , dinletildiğimiz konular.

Sevgili yurtdaşlar, Almanyadan baktığımızda Türkiyeye üzülmemek elde değil , hatta biz Avrupadaki Türkiyeliler kendi ağlanacak halimizi unuttuk, Türkiyeye üzülüyoruz. Bir seçim daha yurtdaşı olduğumuz Türkiyemizde bizim siyesi irademiz yankı bulmayacak, adam yerine koyulmamış olma piskolojisinde bir seçim daha beklitileceğiz. Yaşadığımız ülkelerde 50 senedir varolmamıza rağmen, ne yerel nede genel seçimlerde oy kullanamıyoruz, aynı zamanda Avrupadaki varlığımızı teminatı olan anavatanımızdaki siyasi iradeyede belirleyici olmamıza ileri demokratlar sayesinde engel olunmakta  .

Ama genede kendimizi unuttuk Türkiyenin haline ağlıyoruz.

Yalanın bile doğru gibi anlatıldığı Türkiyede, insanın gözünün içine baka baka kandırıldığı, en basit verilerin bile manupele edildiği, insanların ağzından çıkamamış lafların işlerine geldiği gibi küfür dendiği,hakikatten  küfür edenin tavrının karizmaya sayıldığı bir ortamda,Türkiyede istikrar denilen laf için ,insanların maddi menfaatleri adına haksızlıklara, yolsuzluklara,hukuksuzluklara ,göz yumduğu , uğruna ülkemizin zorlukla yetiştirdiği kanaat önderlerinin hapse atıldığı, yandaşların, yüceltildiği, yeni Türkiye düzenini izliyoruz.Türkiyede insanların eşleriyle bile telefonda cilveleşemediği, iş adamlarının telefonda şifreli konuşmaya zorlandığı, telefonda konuştuları için tutuklananları ve  yeni Türkiye düzenini seyrediyoruz.  Şimdiden AKP tarafından atılan zafer naraları,yenileceğiz ama kaça kaç yenileceğiz diye hesap yapan bir muhalefetin acizliğini seyrediyoruz.

Dün insanlar Apo ya sayın dedikleri için dışlanırken ve ceza alırken bugün Apo neredeyse Türkiyenin Mandelası yapılmak üzere olduğunu izliyoruz. 2 milyon sempatizanı 20. 000 militanı olan Apo, 70 milyon sempatizanı, 1milyon askeri olan Türkiye cumhuriyetine ne yapması gerektiğini söyleme durumuna getirildiğini seyrediyoruz. Türkiye insanı çokmu unutkan bilmiyoruz, ama köylerde yok edilen sülaleler, görev aşkı ile gittikleri okullarda kurşuna dizilen genç öğretmenler, hiç desteklemedikleri halde zulüm gören kürt halkı, PKK ya destek vermedikleri için haritadan silinen Kürt köyleri, eroin ticareti yaparak kendilerini finanse eden uyuşturucu kaçakçısı bir terör örgütü,şerefli vatan görevi diye kandırılarak ölüme gönderilen binlerce şehit  askerini  unutan   bir zihniyet ve onları öldürenlerin  başı Apo ile konuşan bir başbakan.Bu ne yaman çelişkidir tanrım

Türkiye kirli derin devleti ile hesaplaşıyor doğruda yapıyor,ama ne yazıkki kurunun yanında yaşıda yakıyor, ya Kürt halkı, kendisine yıllarca kan ağlatan destek vermeyenleri gözünü kırpmadan yerküreden silen, uyuşturucu kaçakçısı kirli  PKK ile nezaman hesaplaşacak merak ediyorum.

Görünen O ki Kürt halkının böyle bir hesabı yok. PKK nın sözünden çıkmayan bir BDP ve onu destekleyen Kürt halkı.Kendi celladına aşık olmuş bir mahkum gibi.Ey Kürt halkı kaderini al PKK nın elinden tarihi imkanını kullan siyasi yoldan , al hakkın olan haklarını hemde söke söke ama celladın olan PKK ya mahkum olma.

Hepimizin içinde gizli bir korku var ve biliyorumki Kürt halkı en az bizim kadar ve hatta bizdende fazla korkmakta, bunun en önemli göstergeside Korku anında olağan sosyal piskolojinin tipik bir örneği olan insanların  Korkulu oldukları zaman olmadıkları zamankinden daha fazla toplumsallık isteği göstermeleridir, günümüzde Kürt halkı geleceğinden kaygılıdır, ve neyazıkki kendi celladına aşık olmuş bir mahkumdur. Ama Kürtler Kendilerini  PKK ya mahkum etmek zorunda değildir, milyonlarca Kürt yurtdaşımızın içinde Apo dan yüreklisi, bilgilisi ve zekalısı yokmudur? Bence binlerce vardır, sadece cesaretle öne çıkmalıdırlar ve halklarını bu celladın elinden almalıdırlar.Bu Kürt halkının ebedi bir sorumluluğudur.bir kısım insan  Apo yu başarılı görmektedir oysa tek derdi iktidar ve arkasındaki gücün emellerini yerine getirmek hayalinde olan ,bir maşa görevinden ileriye gidemeyen, niteliksiz  (karizmatik)bir başbakan vardır karşısında . Ve Apoyla anlaşırsa sorunun biteceğini zanneden zavallı bir Lider. Bence hatta O bile bu işin Apoyla  anlaşmakla filan olmayacağını anlamış gibi görünmektedir ve Kürt açılımından dönmenin yollarını , çıkış kapısını aramaktadır.Ama ok yaydan çıktmıştır Türkiye tehlikeli olaylara gebedir neyazıkki, AKP de Tayip Erdoğanda bu hesapsızlığın altında kalabilir yakın zamanda.ve bizler üzülerek izliyoruz Avrupadan.

İran ın bile pratikte başardığı  Avrupada yaşayan İranlıların  devlet başkanlığı seçimine katılabildikleri örneği önümüzde dururken

Yaşadıkları ülkelerde Ülkesin için oy bile kullanma hakkına layık görülmeyen biz, altın yumutlayan tavuk misali görülen biz, büyük bir bölümünün yatırımları en sevdikleri tarafından çarçur edilen ve bunun da doğal olarak kabul edildiği eski tabirle Alamancılar, Türkiyede  üç milyon adete yakın gayri menkulu olan Avrupalı Türk, sorsan 30 sende 30 ay kira alamamış bir garip yatırımcı, yeşil sermayenin 30 milyar euro yolduğu ve bir daha geri gelmemek üzere kaybedilen milyarlar, Deniz feneri derneği aracılığı  ile Avrupadaki Türkiyelinin vicdan ve merhametin manüpelsi ile çalınan 900 milyon Euro  ve daha onlarca garip örnek. Ama biz genede kendi halimize ağlamıyoruz sadece ülkemizi izliyor ve üzülüyoruz.

Peki kim bu Avrupadaki Türkiyeliler?

Biz Anadolunun tüm renleriyiz Türkiyede bir köy bulun banaki Avrupaya gurbeçi göndermemiş olsun. Anadoluda bir köy gösterinki gurbete trenle gönderdiği evladını uçağın altında geri almamış olsun ,  Anadoluda bir köy gösterinki mezarlığında gurbetçi görmemiş olsun. İşte bu Avrupalı Türkün 50 yıllık ve halen devam eden hüzünlü ama hüzünlü olduğu kadarda başarılı öyküsünden bir kesit, biz dertlerimizi hüzünümüz unuttuk Türkiyeye ağlıyoruz.

Oysa biz Türkiyeliler Avrupada Bakan olduk,  80 bin iş adamı olduk emekçi, esnaf, eğitmen,siyaset adamı sivil toplumcu, Avukat, doktor, zanaatkar olduk , emekli olduk.Türkiyenin yüzünü ağırtan gülen yüzü olduk, her birimiz bir kültür elçisi olduk ve Ülkemizi uzaktan olduğu kadarda yakından izliyoruz.

Ama  her ağıtın bir sonu vardır diyoruz, gecenin en karanlık anı gündüzün ağırmaya yüz tuttuğu andır diyoruz.

Geleceğiniz,geleceğimiz aydınlık olsun

Bu günlük bukadar

Cihan Sendan                                    10.05.2011 Münih.


 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile