Dec 11
Nusayrlik hakkında en doğru bilgi; değerli bir dostun yazısı PDF Yazdır ePosta

 

Hüseyin Şimşek’in, grupta konu: “Nusayri Arap Alevileri” olarak yayınlanan yazısını okuduktan sonra bir dizi mülahazam oldu. Bu çalışma, akademik bir çalışma olmaması dolaysıyla eleştirmekten çok ilk okuyuşta göze çarpan maddi hatalarına işaret ederek katkı yapmaya çalışacağım (Yazının girişi gibi duran farklı karakterdeki yazı, Suriye’de Aleviler ve son olaylara gönderme yapıyor. Bu konuda yüzü aşkın makale yazmış biri olarak yazının ana konusu dışında kaldığı için değinmeyeceğim).  

Yazı Arap Alevileri hakkında genel bilgiler içiriyor. Bu çaba ve emekleri takdir etmemiz gerek. Ancak, İnanç konusu çok hassa bir konu olması itibariyle, bu çabaların sorumlu ve çok yüksek dikkat gerektirdiğini belirteceğim. Özellikle Batini inançlara yaklaşırken bu çok daha büyük önem taşır. İnançlara saygı gereği de bu önemli. Kimseyi rencide edecek bir cümlenin bile yer almaması her araştırmacı yazarın görevi olmalıdır.

Hüseyin Şimşek’in Arap Aleviliğini tanıtma yazısında yer alan bilgilere her yerden ulaşmak mümkün. Bu aktarılanlar Aleviliğin devede kulak kısmı bile olmadığını söylemeliyim. Buna rağmen, diğer araştırmalar gibi bir adım olarak görülmelidir. Ancak yazıda ciddi maddi hatalar olduğunu fark ettim. Alttaki notlarımı bu amaçla, bir yandan yazıya katkı diğer yandan yapıcı bir eleştiri olması dileğiyle sizlerle paylaşıyorum.

Öncelikle bu tür hassas konuları işleyecek olan akademisyen, araştırmacı, uzman vb kişilerin mutlaka ama mutlaka yüksek Arapça bilmeleri gerek: bu olmadan tüm çalışmalar ayakları havada kalan çalışmalar olmaya mahkumdur. Çünkü bu inancın tüm literatürü Arapçadır, kimse başka bir dile çevirmemiştir çevrilmesi de günah sayılmıştır (Günah olması etnik-dil açısından değil tamamen batini olması, sır olması, gizli tutulması gerektiğindendir).

Yazı üzerine yaptığım mülahazaların bir kısmı şunlardır.

1. Arap Alevi literatürü 20 kitapla sınırlı olarak göstermek, başlı başına bu çalışmanın yetersizliğine ve ciddi olmaktan uzaklaşmasına yol açar. Bu inancın 900’lü yılların ortalarından itibaren yazılı batını eserlere binlerce kitap ve risaleden oluşur. Bunların en temel eserleri şahsi kütüphanemde de yer alan ve 1100 yıl boyunca dedelerimin elinden taşına taşına bana gelenlerin sayısı yüzlercedir. Bu kitapların fihristi (kitap listesini ihtiva eden broşür) 50 sayfadır. Arzulu araştırmacı her Alevi bu kitapları basılı halde bulma olanağı zor olsa da mümkündür.

Arap Alevi mezhebinin Kurucusu Hüseyin bin Hamden el Hasibi’nin (kas) binlerce sayfadan oluşan külliyatı 15. Cilttir. Bu külliyat, Alevi mezhebinin akıla ne kadar önem verdiğini, evrimci (Düşüncenin ve tüm inançların birbirinin devamı olarak geliştiğini) ve insan merkezli olduğunu dile getirdiği kadar, simya (pro-kimya), uzay ( yıldızlar, mevsimler, doğa olaylar, galaksiler uzay uzaklık hesapları ve yorumlar), psikoloji, sosyoloji, riyaziyat gibi bu günün tüm pozitf bilimlerine temel teşkil eden çalışmaları içerir.

Arap Aleviliği, Yunan ve Hint felsefesinin, bölgede gelişen tüm düşünce akımlarının Kuranın batini yorumunda ifadesini bulan, sentezi olan yazılı kaynaklara sahiptir. Bu inancın, algılanmasında, kişinin çağının aydınlanma sürecinden geçmiş olmasını gerektirir (zorunlu koşul anlamında değil anlayabilme anlamında), gençlere “amca” aracılığıyla öğretilen devede kulak bile değildir. Yaygın olan, her bir Arap Alevi’sinin bilmesi gereken en alt düzey budur. Anadolu Aleviliğinde “Yola girmek” anlamındaki ilk basamaktır. Bin milin ilk adımıdır. Yükseliş için izindir…

Hasibi’nin (Kaddis Allah sırru) eserleri, sanırım tarihte ilk kez bu satırlardan net ortamına sunulmuş olacaktır. En büyük şeyhler de bile, bırakın kitapları isimlerinin listesini bulmak güçtür (inanç topluluğu sözleşmesine bir aykırılığım varsa, Allah taksiratımı afetsin)

ŞEYH EDDİN HÜSEYN BİN HAMDAN EL HASİBİ (Kas) KÜLLİYATI

1- Ras Başiyyi

2- Divan El Şiir El Kebir

3- Kitab el Hudaya el Kubra

4- Kitab el 3ukud

5- Risalet Lamat el Esrar

6- Kitab el Fark Beyna el Rusul ve mursal

7- Kitab el Lam3 fi Esrar el Cem3

8- Kitap ettevil fi Ma3rifit el Tenzil

9- Kitab Nur el Basira

10- Kitab

İdah ile sebil el Necah

11- Risalet el Maani fi Ma3rifet el Mesani

12- Risalet el Teniys

13- Kitab el Murşid

14- Risalet el Hadiciyya

15- Fıkıh el risale el Rast Başiyyi

2. Hasibi (Kas), Hüseyin Şimşek’in bu yazısında geçtiği gibi 1000’li yıllarda yaşamıyordu. Böylesi bir hata yazılan makalenin ciddiyetini çok zayıflatır. Hasibi (Kas) H.260

– 346 yılları arasında yaşadı ( Yaklaşık; M. 874-958)

Hasibi (Kas) hakkında çok kısa bir bilgi verecek olursam.

Hasibi, Hamadani devletinin İmamı ve Seyfüldevli’nin öğretmeni ve danışmanıydı. Sünni din adamı olan Suriyeli Muhammed Habeş “Şam ülkeleri Müslümanlarının imamı Hasibi idi” der. Bu düzeyde bir insanın hangi bilgi ve kapsayıcılıkta olması gerktiğinii söylemeye gerek yok sanırım. O Çağının bilgesiydi. Arap Alevi inancının ve araştırmaların ortaya koyması muhtemel olan tüm Alevilik aleminin ( Anadolu Aleviliği de esas olmak üzere) inanç algı kaynağıdır. 51 tilmizi vardı (öğrencisi). Farklı milletlerden ve bölgenin her bir köşesine yayılarak İslam’ın batini öğretisini yaygınlaştırmışlardı. Alevilik adına yazılı metinler sadece bu kolda bulunmaktadır.

Bir makalemde, şunları söylemiştim.“Şeyh El-Hasibi, "akıl süzçgecinden geçmeyen şer-i olamaz" diye "aklı kullanma cesareti" göstererek, aydınlanma çağından 800 yıl önce bu yaklaşımı ortaya koyan bilgedir.

Bilge El Hasibi,10.yy anahtarıdır. Bu yüzyıl sonraki tüm yüz yılların düşünsel dokularını belirler. Bu dönem yeryüzünde bilgi dönüşümünün en evrensel olduğu dönemdir. Abbasilerin kültür atılımlarıyla başlayan tercümeler dönemidir, müsamereler, seminerler, aydınların tartışma dönemidir. Bu dönemde sanat, şiir, müzik, hattatlık, giyim, kuşam ve fantaziler dönemidir. Gerçek anlamda bir Arap-İslam uygarlık hamlesinin yeryüzüne kendi değerleriyle ağırlık koyma dönemidir. Bu dönemin bilim, teknik, buluş, ticaret, edebiyat konusundaki verileri ve bilgelerini sıralamaya sayfalar yetmez. Bu dönemde bin yılların birikimi sentezleşti ve soyutlamalarla yollar, mezhepler ortaya çıktı. Bütün bunlar aklın dinamizmini gösterdi. Aklı da şeriata karşı koyma cesaretini de bilge şeyh El Hasibi (874-958) yazılı hale getirdi. Mevlana (1207-1273), Hacı Bekteş-i veli (1281-1338), Hacı Bayram-ı veli (1352-1429), Şeyh Bedreddin (... -1420) ve bu meşreplerin beslediği ozanlar çağı, Anadolu’ya aydınlık saçan değişler, nefesler çağı El Hasibi'nin de içinde olduğu bilgelerden beslendi. Şeyh Bedreddin, Hacı Bektaş-i veli, Hacı Bayram-ı veli bu bilgenin, 1100 yıl önce yazdığı, belge haline gelmiş kitaplarındaki değişlerin bir biçimdeki yansımalarını terenmüm etti, çevrelerine yaydı.

Şeyh El Hasibi, aklın evrimi uygarlıkların evrimidir. Her uygarlık ( El Hasibi buna, doruk anlamında"kubbe" diyor), belli isimlerin öncülüğünde kurumlaşmış insanlığa bilgi ve bilinç taşımıştır, yönlü ifadeleriyle, Farsları, Yunanları, Sasanileri, Arapları düşünce birikim evirmleriyle ve gelişmeleriyle ele alarak, tilmizlerine (taliplerine) öğretmiştir. Kurduğu yolun yolcuları bu güne kadar bu bilinçle çevrelerini yorumlamaya ve algılamaya çalışmıştır. Şeyh El Hasibi, Alevilikte her türden kastı (hükümranlığı) reddetmiş, "el bera vel vela " ilkesiyle, herkesi eşit saymış, topluluğunda eşitlik ve adalet bilincini yerleştirmiştir. Şiilikte ve Sünilikte bir biçimde var olan kasttan çok farklı bir yol çizmiştir.

İnsana "aklın rehberindir" başka rehberin olmayacaktır; hurafelere, gayiptan bilgi satan tellalara itibar göstermeyeceksin mealinde sunduğu pusula, aydınlanma çağının pusulasıdır.” (Mihrac Ural, 10 Ocak 2010 tarihli “MİHRAC URAL BİLGELERİN TALİBİDİR” başlıklı makalesi.

3. Yazar diyorki¸ “Kitab’ul Mecmu” ise, aslen İranlı olan ve zaman zaman öğretinin asıl kurucusu sayılan Hamdan el-Hasibî tarafından, 1000’li yılların ortalarında yazılmıştır. Kitap, 16 sureden oluşur. Bir dinî öğreti ve ibadet kılavuzu sayılır. Ağılıkla, 1. İmam Ali’nin sözlerini ve emirlerini içerir.”

Bu cümledeki tüm bilgiler yanlıştır. Hasibi İranlı ya da İran’da doğmuş değildir. Arap’tır ve Irak’da, Canbula beldesinde doğmuştur (Bu bilgiler batini yazışmalarda yerini almış bilgilerdir). “Kitap el mecmu” diye bir kitabı yoktur. Hasibi (kas) 1000’li yıllarda değil, Miladi: 874-969’ arasında yaşamıştır. “16 Süre” olduğu söylemi tam doğru değildir. Her yarım doğru gibi de açıklayıcı değildir. Bu hatalar, genel unsurları ele alınmış olan bu yazı ve yazar Arap Aleviliğini iyi incelenmediğini gösteriyor.

4. Arap Alevileri, “Nusayri, fellah, Arap Uşağı” kavramlarını aşağılama kavramları olarak görürler. Bu her ne kadar Muhammed bin Nuseyr’in inançtaki kutsal yeri olsa da bu isimlendirmeyi asla kabul etmezler. Sonradan yapılan bu yakıştırmaların, Aleviliği İslam dışı gösterme çabalarından kaynaklandığı bilinmektedir.

5. Hasibi’nin (kas) Alevi inancıyla ilgili en önemli öğretisi evrimciliği ve Alevilerin bu nedenle donuk şeriat söylemlerine bağlı olmamasını sağlayan “akıl süzgecinden geçmeyen hiçbir şey şeri olamaz” mealindeki düşünsel kurgusu 7 doruk ve bu bunların birbirine yükselerek geçiş tezini unutmuş. Sadece yazısının tümünü kapsayan yüzeysellikle her doruktaki üçlü simgeyi isim olarak belirtmiştir. Bu yaklaşım Arap Aleviliği üzerine yazan tüm yazarların içine düştüğü handikaptır. Aleviliğin neden her çağda ve tarih kesitinde en uygar düşünce ve laik yaklaşımlara yakın olduklarının anlaşılması için Hasibi’nin (kas) evrim teorisini doğru algılamak gerekir. Anadolu Aleviliği dahil, Alevilerin tümünde bu merkezli bir inanç algısı bulunmaktadır.

Arap Aleviliğiyle Anadolu Aleviliğinin birbirinden kopması, siyasi, coğrafi ve dille ilgili yanları bulunmaktadır. Bu kırılma 11. Yy Hamadini devletinin yıkılmasıyla başlar. Yazılı metinlerin Arapça olması, Anadolu’nun Türkmen ya da Türkmenleşmiş Alevilerin inançlarını yazılı kaynaklardan izleme ve geliştirme şansını yok etmiştir. Zaten yazılı kaynakların en özgür ortamda bile parmak sayısı kadar olduğu bir tarihi kesitte Yavuz Sultan Selim’le birlikte başlayan Alevi kıyımı bu fay hattını daha da derinleştirdi. Yavuz, Mercidabık savaşıyla birlikte (1516) Suriye sahil şeridindeki Arap Alevileri de kılıçtan geçirince (ibadethelerine ait her şey, türbe kitap, şeyh vb) yakılıp yıkılmış ve katledilmiştir. 500 yıl gibi ciddi bir zaman diliminde derinleşen bu kopuşa rağmen, Bektaşilik üzerine okuduğum, gözlemlediğim, katılıp tanık olduğum tüm ritüeller, kasideler, dualar Arap Alevileri inanç ritüelleriyle yakın bir kesişme halindedir. Bu her ne kadar inanç algısının arka alanından devam eden çok az veriler olsa da öyledir.

Arap Alevilerinde saz hiç kullanılmaz (neden kullanılsın ki ne etnik, ne coğrafi nede başka bir nedenle saz yaşadıkları coğrafyanın enstrümanı değildir. İbadette musikinin olup olmaması açısından araştırılması gerekenler vardır, sazın olup olmaması değil. Bu durumda şunu söyleyebilirim, Benim kuşağım iyi bilir, bu yakın dönemde tamamen yok olan bir zikir olayımız vardı. O da tefle yapılır ki tef Arap Alevilerinin yaşadığı coğrafyanın bir enstrümanıdır. Dolaysıyla ibadetin önemli bir unsuru olan kasideler

– her namazın sonunda Hasibi’nin (Kas) kasideleri okunur- tef eşliğinde zikir olarak eskinden okunduğu bilinmektedir. Bu da Bektaşilikle oldukça yakın bir kesişme durumunu gösterir).

6. Alevi bayramlar, yazarın yararlandığı kaynaklardaki bilgilerin ötesine geçmemiştir. Bunlarda oldukça yüzeysel hatta isimleri bile anılmamış, bilinmemiş genelleme içinde geçiştirilmiştir.

Oysa. Son dönemlerde Arap Alevileri tüm bayramlarını, Türkçe basılı bir listede tek tek açıklamalı ve tarihlerini belirterek vermektedirler: Eskiden bunun bile büyük bir günah ve suç olmasına karşın, Genç Arap Aleviler bu anlamsız sınırları adım adım aşarak yine evrimci bir biçimde ilerleyerek kendilerini ifade etmeye başlamıştır. Yazı bunları hiç ele almamış. Belirttiği Farisi, Rumi, Hicri (Arap) bayramları, geceleri, beyaz günleri vb sıradan anmış kısa da olsa deneleriyle ilgili bir belirleme yapmamıştır ( Bütün bayramlar, batini yorum ve açılımları KİTAB EL AYAD adlı batini kitapta yer alır)

7. En önemlisi, açık ve net olarak İslam’ın özü olan Alevi inanç algısının zahir ve batın düzlemindeki ifadesi yapılmamış. Bunun nedeni ne yazar ne de yararlandığı kaynaklar biliyor. Namaz, kıble, oruç, kelime-i şahadet üzerine verilen bilgiler beli ki esas kaynaklara ulaşılarak yorumlanmamış.

Arap Aleviliği İslam’dır. İslam’ın diğer tüm mezheplerinden (Şii-Sünni) farklı bir algısı, yorumu ve açıklaması vardır. Alevilere göre, Şii ve Sünni mezheplerde dünyasal egemenlik yönelimi şer-i hükümleri ve Kuran yorumlarını yoğun olarak etkilemiştir. Bu da, fıkıh-iktidar ilişkisini İslam mesajındaki yerinden kaydırmıştır. Bu nedenle bu mezheplerle sadece konuların biçimiyle ilgili değil ama özüyle ilgili bir farklılığa sahiptir. Bunlarda batını kitaplarda tek tek, Nas ve hadis destekli olarak açıklanmıştır.

Konumuz olan yazı ve yazar bu derinlikle ilgili olmamıştır. Ya da olma şansı bulamamıştır. Bu noktada Arap Aleviler çok şey aktarmış gibi olsalar da hiç kimseye Sır olduğuna inandıkları temel bilgileri vermemiştir. Bu bile kendi tutarlılıkları açısından önemli bir duruş olarak belirmiştir. 1400 yıldır sır denilen inancın en özlü tanımlaması ve bilgi derinliği sadece o düzeye ermiş olanlara verilmiş, dışarı sızanların ise gerçekten kabuk olmaktan başka bir anlamı olmadığı anlaşılmıştır. Arap Alevi araştırmaların hiç birinde, herkes bilinenler dışında bir sırrın ifşa edilmemiş olması oldukça manidardır. Bilinenlerde, en basit şekli öğelerde bu kadar hatanın yapıldığı açıkken, derin bilgilerin pek de yerli yerince ifade edilmeyeceği kaygısı yabana atılmamalıdır.

Yazının eleştirilecek daha bir çok yanı ve ele aldığı konular var. Sadece bir fikir vermek için bu kısa eleştirilerle yetineceğim. Yeri gelince, sanırım bu konuyu en kapsamlı olarak ele alacaklardan biri olmaya çalışacağım. Bu da benim boynumun borcudur. Bunun nedeni de geldiğimiz materyalist felsefe medresesi yöntemlerinin kapsayıcılığıyla Arap Alevi inanç algısının daha iyi anlaşılacağı ve anlatılabileceği gerçeğidir.

Her şeye rağmen, bu sohbete yol açan sayın Hüseyin Şimşek’e emekleri dolaysıyla teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile